Anadolu topraklarının altında yatan binlerce yıllık gizemler, arkeolojik kazılarla gün yüzüne çıkmaya devam ediyor. Kırıkkale'nin Karakeçili ilçesinde yer alan ve Kızılırmak'ın en dar noktasında stratejik bir kavşak olan Büklükale ören yerinde yürütülen kazı çalışmalarında, dünya genelinde büyük yankı uyandıracak, Büyük İskender dönemine ait bir mühür bulundu.
Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın izin ve destekleriyle, Doç. Dr. Kimiyoshi Matsumura başkanlığındaki uluslararası bir arkeoloji ekibi tarafından yürütülen Büklükale kazılarında, bu sezonun en heyecan verici keşfi gerçekleştirildi. Asurlar’dan Hititler’e kadar pek çok medeniyete ev sahipliği yapan bu kadim bölgede yapılan tabaka incelemelerinde, yaklaşık 2 bin 300 yıl öncesine, yani Helenistik Dönem'in en ihtişamlı yıllarına ait özel bir mühür baskısı (bulla) tespit edildi.
Büyük İskender'in Anadolu Seferi'ne Işık Tutuyor
Uzmanlar, bulunan bu tarihi mührün sadece bir nesne olmanın ötesinde, Makedonya Kralı Büyük İskender'in Doğu Seferi sırasında Anadolu'da izlediği güzergah ve kurduğu lojistik ağlar açısından kritik bir kanıt olduğunu belirtiyor. Mühür üzerinde yapılan ilk incelemeler, bölgenin o dönemde sadece yerel bir yerleşim yeri olmadığını, aynı zamanda kraliyet düzeyinde askeri veya ticari yazışmaların yapıldığı çok stratejik bir üs olarak kullanıldığını gösteriyor.
"Büklükale, Tarihin Kilit Noktası"
Kazı başkanı ve uzmanlar, Büklükale'nin Hitit İmparatorluğu döneminde de başkent Hattuşa'ya giden yolların koruyucusu konumunda olduğunu hatırlatarak şu değerlendirmelerde bulundu:
"Burada Helenistik Dönem'e ait mimari yapıları incelerken bu mühre ulaşmak bizler için çok büyük bir sürpriz oldu. Bu keşif, Büyük İskender ve ardıllarının Orta Anadolu'daki varlığını, buradaki yerel halkla ve idari mekanizmalarla kurduğu doğrudan ilişkileri çok net bir şekilde kanıtlıyor. Büklükale, katman katman Anadolu tarihini aydınlatmaya devam edecek."
Çıkarılan 2300 yıllık mühür, gerekli konservasyon ve temizleme işlemlerinin tamamlanmasının ardından detaylı kronolojik analizler için laboratuvara gönderildi. Eserin, süreç sonunda müzede sergilenerek tarih meraklılarının beğenisine sunulması planlanıyor.
