Osmanlı Devleti'nin tarihi el yazmalarında ve sanat eserlerinde kullandığı kadim renkler, yürütülen titiz bir akademik araştırma ve el emeği sayesinde yeniden hayat buldu. Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi mezunu tezhip sanatçısı Hülya Dönmez ve ailesi, Osmanlı arşivlerindeki yazılı belgelerden yola çıkarak hazırladıkları akademik makalenin ardından butik bir boya atölyesi kurdu.
Türkiye'de "taş sulu boyalar" alanında ilk niteliği taşıyan araştırma sonrasında kurulan atölyede, tam 8 yıldır tamamen geleneksel ve organik metotlarla 142 farklı renk üretiliyor.
Renkler Kayalar, Endemik Bitkiler ve Bal ile Şekilleniyor
Atölyede kimyasal koruyuculardan tamamen uzak durularak doğa dostu bir üretim süreci yürütülüyor. Üretim sürecinde kullanılan doğal bileşenler ve yöntemler dikkat çekiyor:
Çeşitli Pigment Kaynakları: Kaya ve madenlerden elde edilen inorganik pigmentlerin yanı sıra mineral bazlı organik pigmentler ve Ege ile Akdeniz’in endemik bitkilerinden hazırlanan özel renk skalanı kullanılıyor.
Doğal Bağlayıcılar: Boyanın kıvamını sağlamak için Afrika akasya ağacı salgısı olan Arap zamkı, saf bal, saf su, gliserin, karanfil ve biber yağları tercih ediliyor.
Özel Koruyucu Reçete: Kimyasal koruyucu yerine top karabiberden elde edilen ve "karabiber suyu" olarak adlandırılan aileye özgü doğal bir karışım uygulanıyor.
Bir Rengin Tamamlanması 7 Haftayı Buluyor
İki cam levha arasında yapılan ve "glass muller" adı verilen ezme işlemi yaklaşık bir saat sürerken, döküm aşaması büyük bir sabır gerektiriyor. Küçük tavalara kat kat dökülen boyalar, her katta 10 güne varan kuruma sürelerine tabi tutuluyor. Toplam 6 kat dökümün ardından tek bir paletin hazır hale gelmesi 6 ila 7 haftayı buluyor.
Balköpüğü, güneş taşı ve sarı kantaron gibi Osmanlı’nın ikonik tonlarını içeren bu özel koleksiyon; ABD, Kanada, Avrupa ve Dubai başta olmak üzere dünyanın dört bir yanındaki sanatçıların paletlerini süslüyor.





